sulhi dölek


  ·   Sulhi Dölek (1948 - 2005)
  ·   Sulhi Dölek kim?
  ·   Romanlarý
  ·   Öykü Kitaplarý
  ·   Roman, Öykü ve Gülmece Anlayýþý
  ·   Deðerlendirme ve Söyleþiler
  ·   Çocuk Kitaplarý
  ·   Kirpi Kabare
  ·   Arþiv
  ·   English
ROMANLARý

KÝRACI

 

Sulhi Dölek?in ilk basýmý 1982 yýlýnda yapýlan romaný. 1983 Madaralý Roman Armaðaný?ný kazandý. Þimdi, 5. basýmýyla Dünya Kitaplarý'nda.

 

?Kiracý?, 1987 yýlýnda sinemaya uyarlandý. Memduh Ün?ün yapýmcýlýðýnda Orhan Aksoy?un yönettiði filmin baþrolünde Kemal Sunal oynadý.

 

?Kiracý?, sürekli geçim sýkýntýsý çeken küçük devlet memuru ve kendi halinde aile babasý Kerim Kocaman?ýn, acýmasýz ve anlayýþsýz ev sahipleri yüzünden bunalýma girerek kendi evinin sahibi olma uðruna çýlgýnca bir giriþimde bulunmasýna kadar giden gülünç ve hüzünlü serüvenini anlatýr.

 

?Kiracý? için ne dediler?..

 

?Büyük kentlerdeki kiracý-ev sahibi iliþkisini, genel çerçevede Türkiye?nin konut sorununu iþleyen, deþen bir roman. Bol tarçýnlý þeker tadýnda. Gülmece biçemi aðýr basýyor. Yazarýn konu için en dokunaklý, en etkin yolu seçerek parmak bastýðýný söylemek yerinde olur.? ? Mehmet Seyda

 

?Çevresinde hýzla geliþen olaylarý þaþkýnlýkla izleyen Kerim Kocaman?ý, onunkinden aþaðý kalmayan bir þaþkýnlýkla izliyoruz? Aynaya bakar gibi!? ? Ergin Koparan

 

?(?) Yaþama alaycý biçimde ama ayný zamanda buruk olarak bakýldýðýný görüyoruz. Ev sahibi ? kiracý iliþkisi çerçevesinde oluþan roman, edebiyatýmýzýn insani dramýnýn baþarýyla aktarýldýðý bir kazancýdýr.? ? Öner Yaðcý

 

"Eðer Dölek'in anlatý dünyasýný tanýmlamak veya adlandýrmak gerekiyorsa, 'kara mizah'ýn daha yerinde olacaðý düþüncesindeyim. Bunu da eleþtirel gerçekçilikle açýklamak doðrudur, kanýmca!" - Feridun Andaç

 

?Sulhi Dölek bu romanýnda, toplumumuzun güncel sorunlarýndan birinin yaný sýra, günümüz insanýnýn yaþamýndan kesitler sunuyor, küçük mutluluklarý sergileyip açmazlarý yanýtlýyor. Yalýn bir anlatým, ince bir alay ve þaþýrtýcý bir son?? ? Nail Erdem

 

?Kiracý?dan bir alýntý:

 

"Kerim Kocaman?ýn davranýþlarý ne zaman ?insanlýk hali? abuk sabukluklarý aþýp basbayaðý anormallik sýnýrýna dayandý, kimse tam bilemez. Sürekli gözlenen bir bitkinin büyümesi gibi, mayalanmakta olan bir deliliðin ilerleyiþini de ayrýmsamak kolay deðil.

Kerim Kocaman?ýn aile çevresi; sýradan bi kaynana, ev iþlerinden baþka uzmanlýðý olmayan bir eþ ve ?Tanrý herkesinkini baðýþlasýn- üç de çocuktan oluþuyordu. Sorun biraz da buradan kaynaklanýyordu kuþkusuz. Eðer Kerim Kocaman?ýn aile çevresinde bunlar yerine beþ altý tane deneyimli ruh doktoru bulunsaydý, durum böylesine kötüleþmeden bir þeyler yapýlabilirdi belki.

Önceleri kimse bir þeyden kuþkulanmadý. Sözgelimi Kerim Kocaman kapýnýn zilini duyunca ?Evde yok deyin! Eve yok deyin!? diye baðýrarak banyoya kaçar olmuþtu. Önemsemediler. Önemsememeleri de doðaldý bir bakýma. Çünkü o sýralarda anarþi günde ortalama on sekiz can almaya baþlamýþtý. O günlerde birçok evde birçok aile babasý, kapý çalýndýðýnda böyle baðýrýp banyoya saklanýyordu gereksiz yere. Saklanmalarý gerekip saklanmayanlar da vardý. Günde on sekiz kiþi kadar.

Kerim Kocaman, parasal konulara da fazla önem verir olmuþtu. Her dar gelirli önem vermek zorundadýr parasal konulara. Ama Kerim Kocaman, her dar gelirliden biraz daha aþýrýya vardýrýyordu bu iþi. Fiyatýný bilmediði nesnelere kesinlikle elini sürmüyordu. Ayrýca elini sürmek zorunda olmadýðý nesnelerin fiyatlarýný da öðrenmek istiyordu. Otobüste, hiç tanýmadýðý birine damdan düþercesine sorduðu oluyordu:

?Kaça aldýnýz ayakkabýlarý??

Karþýsýndaki biraz yadýrgamakla birlikte yanýt veriyordu genellikle. Ama konuþma bununla bitmiyor, baþlamýþ oluyordu. Kerim Kocaman, pantolon ya da gömlek gibi gözüne iliþen öteki giyeceklerin fiyatlarýný soruyordu. Derken atlet ve don gibi gözüne iliþmeyenlerin fiyatlarýný bilmek istiyordu. Bunlarýn ardýndan da adamýn ne iþ yaptýðýný, ayda kaç para kazandýðýný, bu parayla nasýl böyle güzel giyinebildiðini falan?

Ýstediði yanýtlarý aldýktan sonra susuyordu. Ne var ki, otobüsün öteki yolcularý arasýnda bir gürültüdür baþ göstermiþ oluyordu.

?Her þey ateþ pahasý, canýna yandýðýmýn!?

?Þu ayaðýmdaki pantolonu beþ yýldýr giyiyorum tam. Yalaným varsa, otobüsten inmek kýsmet olmasýn!?

?Pahalýsý iyi olur dediler, hanýma pahalý bir maðazadan pabuç aldým. Bir hafta sonra açýldý altý. Geri götürdüm, almadýlar. Beyler kalite deðil, moda satarlarmýþ! Birinin gýrtlaðýna yapýþtým, elimden zor kurtardýlar.?

Tartýþma, giyecek konusundan çabucak yiyecek konusuna, oradan da genel olarak yaþamýn güçlüklerine sýçrýyordu. Ortalýk kýzýþtýkça otobüsün orasýndan burasýndan ?Memleketi ne hale soktu beceriksiz herifler!? gibi yorumlar duyuluyordu. Bu noktada herkes uyuþuyordu da, beceriksizlerin sosyal demokratlar mý, yoksa iktidardaki sað liberaller mi olduðu konusunda otobüs ikiye bölünüveriyor, gerginlik iyice artýyordu. Ýnenlerin yerine yeni binenler katýlýyordu tartýþmaya. Sövmeler ve yumruklaþmalar oluyordu kuþkusuz. Bütün bunlar da Kerim Kocaman?ýn sinirlerini biraz daha bozuyordu.

Kerim Kocaman?ýn asýl saplantýsý konutlardý. Boðaz?a bakan lüks katlar, çöplüðe bakan apartman daireleri, eski Ýstanbul evleri, yeni Ýstanbul evleri, çadýrlar, kooperatif evleri, sosyal konutlar, gecekondular, kaçak yapýlar, surlardaki oyuklar, siteler, bloklar, barakalar? Kýsacasý içinde insanlarýn barýnabileceði her þeye derin bir ilgi duyuyordu. Gazetelerdeki kiralýk ve satýlýk ev ilanlarýný satýr satýr okuyordu. Arsa ve kredili konut satýþý ile ilgili duyurularý özenle kesip dosyalýyordu. Taþýnmaz mallar konusunda deðme komisyonculardan daha çok bilgi edinmiþti. Kentin her yanýndaki arsa fiyatlarýný, daire fiyatlarýný ve kira düzeylerini günü gününe, þaþmaz bir kesinlikle söyleyebilirdi.

Aþaðýlýk duygusuna benzeyen bir þey yerleþmiþti içine. Aldýðý aylýðý, irili ufaklý dairelerin kiralarýyla karþýlaþtýrýyor, ?Vay vay vay,? diye kendi kendine acýnýyordu. ?Ben, bunca yýllýk devlet memuru Kerim Kocaman!..? Bazen içinden söylüyordu bunu, bazen herhangi bir yerde yüksek sesle. ?Ben, bunca yýllýk devlet memuru Kerim Kocaman!..?

Hem konuk odasý, hem de oturma odasý olarak kullandýklarý odaya birdenbire salon demeye baþlamýþtý.

?Hadi Sevim, annen seni salonda bekliyor.?

Ya da:

?Çayýmý salonda içeceðim Perihan.?

?Salon?da eski bir büfe, ondan daha eski bir koltuk takýmý ve sarsak iskemlelerden baþka pek bir þey yoktu. Ayrýca ?salon?un perdeleri de, daha önce oturduklarý evin ?salon? pencerelerine göre yapýlmýþ olduðundan, enden küçük geliyor, tam kavuþmuyordu. Bu yüzden her iki pencerenin birer kanadý paket kâðýdý yapýþtýrýlarak kapatýlmýþtý.

Kerim?in deliliðinden ilk kuþkulanan, kaynanasý Hayriye Haným oldu. Bir akþam ?Delirmiþ bu adam!? deyiverdi. Gerçi buna benzer yorumlarý yýllardýr yapardý ama; bu kez duygusallýktan uzak, serinkanlý ve nesnel bir gözlemini dile getiriyordu. Ne kýzgýnlýk, ne alay vardý sesinde. ?Ekmek kalmamýþ,? der gibi gerçekçi bir tonla konuþmuþtu.

?Delirmiþ bu adam!?

Sonra iþler büsbütün kötüleþti. Bir gün??

 

(Dünya Kitaplarý, Beþinci Basým: Aralýk 2003, s. 7-9)

 

            http://www.dunyakitaplari.com





    diğerleri:

·  Korugan
·  Geç Baþlayan Yargýlama
·  Teslim Ol Küçük
·  Truva Katýrý
·  Kirpi
·  Küçük Günahlar Sokaðý