sulhi dölek


  ·   Sulhi Dölek (1948 - 2005)
  ·   Sulhi Dölek kim?
  ·   Romanlarý
  ·   Öykü Kitaplarý
  ·   Roman, Öykü ve Gülmece Anlayýþý
  ·   Deðerlendirme ve Söyleþiler
  ·   Çocuk Kitaplarý
  ·   Kirpi Kabare
  ·   Arþiv
  ·   English
ROMANLARý

GEÇ BAÞLAYAN YARGILAMA

Sulhi Dölek'in, ilk basýmý 1980 yýlýnda Tan Yayýnevi'nce yapýlan romaný. Þimdi Varlýk Yayýnlarý'nda.

'Geç Baþlayan Yargýlama', kamuya ait bir sanayi kuruluþunda üst düzey teknik yöneticilerden biri olan Serhan Atlý'nýn, orta yaþýn eþiðinde, kiþisel ikilemleriyle toplumsal çýkmazlar arasýnda kalarak, kendisi ve çevresiyle hesaplaþmaya giriþmesini yer yer kara mizaha yaslanarak anlatýr. Olaylarýn geçtiði dönem, yakýn tarihimizin en karýþýk ve bunalýmlý yýllarýndan biridir.

'Geç Baþlayan Yargýlama' için ne dediler?..

"Geç Baþlayan Yargýlama bence Sulhi Dölek'in baþyapýtýdýr. Kiþisel sorunlardan ülke sorunlarýna uzanan, canlý kiþiliklerle yoðurulmuþ olan bu romanda, 12 Eylül öncesi dönemin baþarýlý bir sorgulamasýný okuruz. Ama öyle küfürlerle, aþaðýlayarak gerçekleþtirilen bir sorgulama deðildir bu. Ýnsani durumlarýn aynasýnda bir sorgulamadýr." - Öner Yaðcý

"Sulhi Dölek, okuyucuya aktarmak istediði ruhsal gerilimleri çok iyi anlatmýþ. Okuyucuyu alýp götürüyor. (?) Asýl önemli olan, tüm bu olaylar örgüsünün altýnda belirlenen ruhsal çözümlemeler ve ilerici küçük burjuva bürokratlarýnýn siyasal açmazlarý konusundaki doðru yaklaþýmý." - Raþit Kerim

"Tatlý bir ironi. Bayaðýlýða asla kaçmayan. Bu uygulamada yaþamsal gerçekliðin bir tavra, mimiðe, yoruma yönelmiþ þeytansý bakýþlarý bir tür baðýrmayan, sýrýtmayan, yapaylýk taþýmayan çok yalýn, incelikli eleþtiriler içeriyor." - Celal Özcan

"Anlamlý ve çekici konuþmalarla, çok saðlam bir anlatým ve dil örgüsüyle oluþturulmuþ romanýn en baþarýlý yanlarýndan biri de sanýyorum ki gerçeði, bütün canlýlýðý, renkliliði, deðiþkenliðiyle kurabilmesi ve yirminci yüzyýlýn ikinci yarýsýndaki Ýstanbul'un tam bir toplumsal kesitini oluþturmasýydý. Zaman zaman okuyucu bir Yýlmaz Güney filmi izliyor gibi oluyor." - Afet Ilgaz

'Geç Baþlayan Yargýlama'dan bir alýntý:

"Bacaklarýný altýna alýp koltuða oturdu Semra, üþüyormuþ gibi büzülerek. Ben gelmeden önce de böyle oturuyordu, kuþkum yok. Gözleri þiþ ve uykulu. Çocuk yatmýþ. Yaþlý adam ortalarda yok. Odasýnda resimlerine bakýyordur.
"Neredeydin?"
Kafasýnda bir öykü hazýrlamýþ olmasý gerekirdi. Bunu ilk o anda düþündü. Böyle boþ bulunup susarak bakmamalýydý karýsýnýn yüzüne. Týkýr týkýr birbirini tutan, aralarýnda somut neden-sonuç iliþkileri bulunan dobra dobra yalanlar sýralamalýydý. "Telefon edip geç kalacaðýmý söylemiþtim aþaðýdakilere."
"Biliyorum. Ama neden geç kalacaðýný söylememiþsin."
Ceketini çýkarýp kanepenin arkasýna attý. Oturup sað elinin iki parmaðýyla gözlerini ovuþturdu.
"Baþýn mý aðrýyor?"
"Hayýr. Yorgunum."
"Neredeydin?"
Sustu Serhan. Ýçinde yalan söylemek için gerekli itici gücü bulamýyordu. Gerçeði söylemek için gerekli yürekliliði de.
"Bir kadýn mý?"
"Hayýr. Çok uzun sürer anlatmasý."
"Býkmadan dinlerim."
"Baþka bir zaman."
"Þimdi dinlemek istiyorum."
Ne oluyor bu kadýna? Eskiden böylesine üstelemezdi hiçbir konuda. Deðiþmeye mi baþlýyor? Yoksa deðiþen ben miyim?
"Geçen gün gelen mektup. Kim yazmýþtý onu?"
Anladým. Bütün gece kafandan neler geçirdiðini anladým. "Ne olur Semra. Üstüme varma. Anlatýrým. Düþündüðün gibi deðil. Bir kadýndan gelmiyordu o mektup."
"Ama bu gece eve geç geliþinle baðlantýlý, deðil mi?"
"Evet."
"Anlat Serhan. Beni üzmek hoþuna mý gidiyor? O sözünü ettiðin borç ne borcuydu?"
Yalan söylemek en iyisi. Yoksa hiç bitmeyecek sorular. Oysa uyumak istiyorum. "Kumar borcu."
"Sen kumar oynamazsýn ki."
"Eskiden oynardým. Çok eskiden."
"Þimdi senden para mý istiyorlar?"
"Evet."
"Tek tek söyleme, ne olursun! Doðru dürüst anlat. Kaç para?"
"Bir aylýðýmdan fazla deðil."
Apaçýk rahatladý Semra. "Bankadaki paramýzdan veririz bunu." Durakladý. "Gerçeði söylemiyorsun sen."
"Bal gibi de söylüyorum."
"Söylemiyorsun. Çok daha kötü þeyler oluyor, deðil mi?"
"Hayýr Semra. Ne olur inan bana."
Karýsýnýn yorgun gözleri tasayla bakýyordu. Ýnanmýþ mýydý? Ne olurdu bir þeyler söyleseydi! Kýzýp baðýrsaydý, ya da aðlasaydý.
"Karnýn aç mý?"
"Aç. Ama caným yemek istemiyor."
Bir süre konuþmadan oturdular. Sehpanýn üzerinden sigara alýp yaktý Serhan. Dili aðzýnýn içinde zýmpara kâðýdý gibi.
"Sana daha iyi bir zamanda söylemek isterdim ama, neyi deðiþtirir? Gebeyim."
Bir bu eksikti. "Nereden biliyorsun?"
"Bugün bir laboratuvara uðradým."
"Bu iþ için sabah idrarý gerekli deðil mi?"
"Deðilmiþ. Sonuç olumsuz çýkarsa kuþku payý bulunurmuþ ama, olumlu çýkýnca söylenecek bir þey kalmýyor."
"Hayýrlý uðurlu olsun."
"Eksik olma."
Diþlerini fýrçalayýp yattý Serhan, karýsýný beklemeden. Hemen uyuyacaðýný sanýyordu, öylesine yorgundu. Neden sonra Semra'nýn sýcaklýðýný duydu yaný baþýnda. Dönüp elini geceliðinin altýna kaydýrdý.
Ne zaman iþler kötü gitse, daha çok ister caným seviþmeyi.


Belki benim
aðlama yolum bu."


(Varlýk Yayýnlarý, 1993, s. 107-109)



    diğerleri:

·  Korugan
·  Kiracý
·  Teslim Ol Küçük
·  Truva Katýrý
·  Kirpi
·  Küçük Günahlar Sokaðý