sulhi dölek


  ·   Sulhi Dölek (1948 - 2005)
  ·   Sulhi Dölek kim?
  ·   Romanlarý
  ·   Öykü Kitaplarý
  ·   Roman, Öykü ve Gülmece Anlayýþý
  ·   Deðerlendirme ve Söyleþiler
  ·   Çocuk Kitaplarý
  ·   Kirpi Kabare
  ·   Arþiv
  ·   English
ÖYKÜ KİTAPLARý

VÝDALAR

 

 

Sulhi Dölek?in 1983 Sabahattin Ali Öykü Ödülü?nü kazanan ve ilk basýmý 1983 yýlýnda yapýlan öykü kitabý? Þimdi Dünya Kitaplarý'nda.

 

Vidalar; Vidalar, Þahane Tatil, Masa, Deprem Yardýmý, On Birinci Pedro, Kurtarmaz, Ýyilik Perisi, Ah-Vah Ekibi, Bu Kentte Aç Kalýnmaz, Týpký Anlattýðým Gibi Oldu, ?Görünmeyen Adam? Hastalýðý, Yazmýyorum Ýþte, Elimizden Geleni Yaptýk, Çözüm, Kavga, Gündelik Karabasanlarým, Uzmanlar, Aracý, Araba, Aile Hamamý, Dana ve Biz baþlýklarýný taþýyan yirmi bir öyküden oluþuyor. Çoðunluðu yoðun bir mizahi bakýþ içeren öykülerden bir bölümü fantastik öðelere ve ironiye yaslanýyor. Hemen hepsinin ortak yönü, bireyin toplumsal çýlgýnlýklar karþýsýndaki þaþkýnlýðý ve çýkýþ arayýþý.

 

??Vidalar için ne dediler?

 

 ?Deðiþik bir öykü anlayýþý? Mizah, öykülerin en belirgin özelliði.? ? Atilla Özkýrýmlý

 

 ?Amacý salt güldürmek deðil? Bir çarpýklýðý, bir acý gerçeði vurgulamak, ortaya sermek? Biraz Çehov, biraz Maupassant, biraz kara mizah, çokça dayanma gücü?? ? Erhan Týðlý

 

 ?Mizahý can damarýndan yakalayan Dölek mutlaka okunmalý! Ona göre mizah, içinde kahramanca yaþadýðýmýz canhýraþ toplumsal tutarsýzlýklarý yansýtmak için en iyi araçtýr.? ? M. Engin Noyan

 

?Daha ilk öyküde onun ?kara mizah?a yatkýn söyleyiþinin ve toplumsal eleþtirisinin düzeyliliðiyle karþýlaþýyoruz. Yer yer, Çehovvari ince bir seziþi acý gülüþle buluþturuyor okurda.? ? Feridun Andaç 

 

"Görme bilincini kazanmýþ bir göz var öykülerde. Sulhi Dölek, yakaladýðý küçük bir ilmikten ip geçiriyor, okuyaný da öyküyü birlikte izlemeye çaðýrarak, anlatýlaný okuyana yaþatmayý baþararak, okþar gibi kuruyor öyküyü? Bitti diye üzünç duyulan öyküler?" - Necati Tosuner

 

?Vidalar?dan bir öykü:

 

VÝDALAR

 

Ýlkin ince diþli, ufacýk bir vida buldum halýnýn saçaklarýnýn arasýnda. Öyle küçüktü ki, kolayca gözden kaçabilirdi. Ama gün ýþýðý tam oraya vurmuþtu. Üstelik vida parlak bir metalle kaplanmýþtý.

 

Pek önemsemediðimi söylemeliyim. Yine de gazetenin köþesinden yýrttýðým bir parçaya sararak ?sarmasam yitip giderdi, öylesine küçüktü- hýrkamýn cebine koydum. Evet, sýrtýmda hýrka olduðunu anýmsýyorum. Güneþli ama soðuk bir gün olduðunu da þimdi düþününce çýkarabiliyorum. Kaloriferler iyi yanmadýðý için giymiþtim hýrkayý. Demek ki olaylar daha kýþýn baþlamýþ.

 

Ýkinci vida ilkine oranla oldukça büyük ve benim için eþit ölçüde önemsizdi. Yani düþünmeye baþlayýncaya dek. Doðrusunu söylemek gerekirse, ki çoðunlukla gerekir, düþünmeye baþlamam üçüncü vidayý bulmamdan önce olmadý. Mercimek baþlý çelik bir sac vidasýydý bu. O günlerde daha vida türlerinin uygun tanýmlarýný öðrenmemiþtim. Sýradan bir vidaydý iþte gözümde. Özelliði, eðer buna özellik diyebilirseniz, ortalýkta bulduðum üçüncü baþýboþ vida olmasýydý.

 

Baþýboþ deyimini vidalar için kullanmak yerinde midir, bilmiyorum. ?Baþýboþ bir at gördüm,? ya da ?Baþýboþ dolaþýyordum,? demek yadýrgatýcý deðil. Ama ?baþýboþ vida? demek?.. Her neyse. Ýlk kez o mercimek baþlý sac vidasýný bulduðumda, bu vidalarýn bir yerlerden çýkmýþ olmasý gerektiðini düþündüm ister istemez. Öyle ya, süpürgeliðin dibine gökten bir vida inemez durup dururken. Oraya gelebilmesinin tek yolu, bir gereçten, bir aygýttan, birleþik ve karmaþýk bir nesneden düþmesidir.

 

Bu vidalarýn nerelerden düþtüðünü anlamak istiyordum. Çok güçlü bir istek deðildi bu. Beni etkileyen, davranýþlarýmý yönlendiren bir istek hiç deðildi. Ýþ olsun diye çözümüne giriþtiðim bir çapraz bulmaca gibiydi daha çok.

 

Önceki iki vidayý da ?ikinciyi bir kibrit kutusuna koymuþtum- sakladýðým yerlerden aldým. Büfenin tutamaklarýný, kapý menteþelerini, televizyonun arkasýný, çamaþýr makinesini, duvardaki saati þöyle bir gözden geçirdim. Belirli bir yöntem uygulamýyordum ararken. Ayrýca bu araþtýrmayý kýsa bir süre içinde yapmadým. Günlük yaþantýmý alýþtýðým biçimde sürdürürken, aklýma estikçe bir baþka nesnenin daha vidalarýný yokluyordum. Dediðim gibi, baþýboþ vidalar konusu benim için henüz yaþamsal bir önem kazanmamýþtý. Ne var ki, vidalarýn ait olduklarý yerleri bulmak yerine, saða sola düþmüþ baþka vidalar buldum araþtýrmam sýrasýnda.

 

Tekniðin alabildiðine ilerlediði günümüzde, üretimde kullanýlan en küçük bir nesne bile, bir iþlev yerine getirmek zorundadýr. Kim çýkar da yaptýðý buzdolabýna laf olsun diye fazladan bir vida takar? Ýþte bu gerçek kurcalamaya baþlamýþtý kafamý. Bulduðum baþýboþ vidalarýn ?ki sayýlarý bir düzineyi aþmýþtý- terk ettikleri aygýtlar içindeki iþlevleri aksýyor olmalýydý. Bu vidalarýn birbirine tutturduðu parçalar birbirinden ayrýlmýþ ya da ayrýlmak üzereydiler. Evimdeki aygýtlardan bir bölümü ya altýndan zor kalkýlýr onarým giderleri çýkaracaklardý baþýma, ya da tümden iþe yaramaz duruma geleceklerdi.

 

Eni konu kaygýlanmaya baþlamýþtým. Elimde tornavidayla sürekli aranýyordum ama, vidalarýn yerlerini bulamýyordum. Üstelik vidalarýn ?artýk iki avcumu dolduracak kadar çoktular, onlarý saydam bir plastik torbada tutuyordum- bir bölümü yýldýz baþlýydý. Bir yýldýz tornavidam bulunmadýðýndan, bunlarýn yerlerini bulabilsem bile takabilmem sorun olacaktý.

 

Beni en þaþýrtan yönlerden biri, henüz hiçbir þeyin bozulmamýþ olmasýydý. Üstelik arkadaþlarýmýzýn ve komþularýmýzýn hemen hepsi, bu ev aygýtlarýnýn inanýlmaz kertede çürük olduðundan yakýnýp duruyorlardý. Malzemenin ve yöntemin en ucuzu seçiliyordu. Üretimden sonraki nitelik denetimi ya çok üstünkörü yapýlýyor, ya da tümden gereksiz sayýlýyordu. Arkadaþlarýmýzýn çamaþýr makinelerinin, televizyonlarýnýn daha eve getirildikleri gün bozulmasý olaðan iþlerdendi. Dayanýklý tüketim mallarýnýn gerçekte alabildiðine dayanýksýz olduðunu, bunlara ismini veren dayanýklýlýðýn tüketiciden beklendiðini söyleyenler vardý aralarýnda. Ve ben bu tür þakalara gülebiliyordum henüz.

 

Kýþ boyunca topladýðým vidalar, büyük boy bir çamaþýr tozu kutusunu aðzýna dek doldurmuþtu. Her gün, bir öncekinden daha çok vida buluyordum. Vidalar beni buluyordu da denebilir. Yastýðýmýn altýndan, çorba tabaðýmdan, gazetemin arasýndan, ceplerimden çýkýyorlardý. Bir ara özelliklerine göre sýnýflandýrmaya kalktým onlarý.Birbirinin týpkýsý iki vida bile bulamayýnca vazgeçtim. Böylesine çok vida türü olmasý gerekli miydi? Üç beþ temel türde vidanýn deðiþik boylarý akýllýca kullanýlarak her amaç karþýlanamaz mýydý? Hem bu vidalarýn takýldýklarý yerlerden kendi kendilerine çýkmamalarý için önlem alýnamaz mýydý? Alýnmasý gerekmez miydi?

 

Bunlarý düþünüyor ve sinirleniyordum ama, beni asýl kýzdýran, bir tek vidanýn bile yerini bulamamýþ olmamdý. Bu kýzgýnlýkla otomatik yumurta çýrpýcýsýný en küçük parçasýna varýncaya dek söktüm. Tüm vidalarý yerli yerindeydi. Yani ben sökmeden önce öyleydi. Aslýnda bizim evde pek yumurta seven yoktur. Otomatik yumurta çýrpýcýsýna gereksinme duyduðumuz da söylenemez hani. Ama bir ara herkes alýyordu, biz de aldýk. Ýki kez ya kullandýk, ya kullanmadýk. Neyse. Yumurta çýrpýcýsýnýn parçalarýný yeniden birleþtirmeye kalktýðýmda, bunun sökmekten biraz daha güç olduðunu gördüm. Daha açýk konuþayým, bu iþi beceremeyeceðimi anladým. Parçalarýn hepsini yumurta çýrpýcýsýnýn kutusuna doldurup kaldýrdým.

 

Ýlkyaz temizliði yapan karým, elektrik süpürgesinden ürkünç takýrtýlar geldiðini söyledi. Biliyordum zaten! Aylardýr tedirgin bir bekleyiþ içindeydim. Eksik vidalarýn etkisi eninde sonunda gösterecekti kendini. Demek elektrik süpürgesi elden çýkan ilk aygýt oluyordu böylece. Bunu kaçýnýlmaz bir gidiþle ötekiler, baþkalarý izleyecekti.

 

Tornavida altýncý parmaðým gibi olmuþtu artýk. Hiç deðilse sökme iþlemlerinde. Elektrik süpürgesinin motor bölümünü kolayca açtým. Bütün parçalarý ?özellikle vidalarý- tamamdý. Kýrýk olan, bozuk olan yan yoktu. Ýncelememi geliþtirince, takýrtýlarýn kaynaðýný buldum. Süpürgenin yerden emerek topladýðý vidalar neden oluyordu seslere. Tozlarýn birikmesi gereken bölüm, irili ufaklý vidalarla doluydu. Epeyce sarsýldým ve kestirebileceðiniz gibi elektrik süpürgesini öylece býraktým.

 

Yýlýn en uzun günleri gelip çattýðýnda, baþýboþ vidalar artan bir hýzla çoðalmayý sürdürüyorlardý. Bir tekinin bile özgün yerini bulabilmiþ deðildim ve artýk koca bir sandýk vida toplanmýþ olduðundan, bulabilme umutlarým da iyice güsüzleþmiþti. Korkularým doruða ulaþmýþtý. Bütün aygýtlarýn kendilerini býrakývereceði çöküþ anýnýn çok yakýn olduðunu seziyordum. Yarýn, deðilse öbür gün, bilyeli yataklar parçalanacak, yaylar sýçrayacak, diþliler dört bir yana daðýlacak, yüklü elektrik tellerinin topraklanmasýndan kývýlcýmlar fýþkýracaktý.

 

Karým vidalarý umursamamamý, tüm ev aygýtlarý ?benim söküp bozduklarým dýþýnda- týkýr týkýr çalýþmayý sürdürdüðüne göre kaygýlanmaya gerek olmadýðýný söyleyip duruyordu. Giderek, o kývrak zekâsýyla, topladýðým vidalarý bunlarý deðerlendirebilecek birine satmamý bile önerdi.

 

Bense korkuyordum. Her gün bir öncekinden daha çok korkarak, o kesin ve son çöküþü bekliyordum.

 

Sonunda çöken ben oldum. Vidalarýn hepsi benim benliðimden sökülmüþtü sanki. Her þey bir daha düzelemeyecek biçimde karýþmýþtý. Kýrmýzý ýþýklar yanýp sönüyor, kulak paralayýcý ziller çalýyordu kafamýn içinde bir yerlerde.

 

Kesinlikle geri dönmemek üzere evden dýþarý attým kendimi. Son gücümü kullanarak merdivenleri apar topar indim. Ýðretiden ayaklarýma takýþtýrdýðým pabuçlarýmýn içi vida doluydu. Vidalardan oluþan bir kumsalda günler ve geceler boyu koþup durmuþum gibi.

 

(Dünya Kitaplarý, Dördüncü Basým: Ekim 2003, s. 9-13)

http://www.dunyakitaplari.com





    diğerleri:

·  Aynalar
·  Habis'in Serüvenleri