sulhi dölek


  ·   Sulhi Dölek (1948 - 2005)
  ·   Sulhi Dölek kim?
  ·   Romanlarý
  ·   Öykü Kitaplarý
  ·   Roman, Öykü ve Gülmece Anlayýþý
  ·   Deðerlendirme ve Söyleþiler
  ·   Çocuk Kitaplarý
  ·   Kirpi Kabare
  ·   Arþiv
  ·   English
ÖYKÜ KİTAPLARý

HABIS'IN SERÜVENLERI

Sulhi Dölek'in,1994-1997 yillari arasinda Varlik dergisinde yayimlanmis ve kitap olarak ilk basimi 1997'de Varlik Yayinlari'nca yapilmis öykü/anlatilar toplami.

"Kötülügün de, iyilik gibi, kahramanlari vardir." - La Rochefoucauld
"Bazi kötülerin bazi iyi yanlari olmasaydi daha az tehlikeli olurlardi." - La Rochefoucauld


Habis'in Serüvenleri; Kahramanimiz Bir Yazarla Tanisiyor, Habis Harikalar Diyarinda, Iletisim Çagi ya da Besleyici Bir Ask Öyküsü, Güzelim Çocukluk Günleri, Aptallar Yarisiyor, Singirti Kesici ya da Züccaciye Magazasinda Bir Habis, Habis FM, Figüranlar, Habis Cehennemde, Onursal Doktor, Habis Kapagi Televizyona Atiyor, Habis Yorumluyor, Habis Yorumlaniyor, Kahramanimiz Kamuoyunun Nabzini Tutuyor, Kahramanimiz Sosyal Demokratlarin Nabzini Tutuyor, Kahramanimiz Sanatla Yakindan Ilgileniyor, Kara Çarsaf Balesi, Habis ve Selim, Iyi, Kötü ve Salak, Voltaire'in Bunlarla Ne Ilgisi Var?, Aslolan Korkudur, Özgürlük Korkmamaktir, Ziyaretçi, Bebek, Parmak Zilleri, Fanatik, Haldun Cinselligi Kesfediyor ve Bisiklet basliklarini tasiyan yirmi sekiz öykü içerir.

"Habis Yozyürek, gerçekten kendisinin sandigi kadar kötü biri mi, bilmiyorum. O, dizginlenemez bir karsi kahraman. Ama kurtlugunu gizlemek için zaman zaman koyun postuna bürünmek yerine, varligini zirh gibi kaplayan kurt postunu bir siyirabilse, büyük olasilikla altindan masum bir kuzu çikacak. Günümüzün asil kötüleri her karsilasmada onu suya götürüp susuz getiriyor." - Sulhi Dölek

'Habis'in Serüvenleri'nden bir öykü: BISIKLET

Insan ruhunu anlamak yönünde gerçek bir becerinin yani sira sahte bir diplomaya da sahip olan psikologumuz Habis Yozyürek, kahvesini keyifli bir yudumla bitirdi. Yarisina kadar içtigi sigarasini, uzun bir soluk daha çektikten sonra tablaya bastirdi. Masanin üstündeki ivir ziviri düzenledi. Omuzlarini diklestirdi. Telefonu kaldirip, ilk hastanin içeri gönderilmesini istedi.

Siradan bir gün daha baslamisti iste. Ilk gelen, yasli ve sevimli bir kadincagizdi. Beyaz saçlari, eski moda çekik gözlük çerçeveleri, artik kimselerin pek kullanmadigi türden siyah, körüklü bir el çantasi vardi. On dakika boyunca tüm sorulari yanitsiz birakarak utangaç bir gülümsemeyle oturduktan sonra birdenbire çantasindan çikardigi koca bir terzi makasiyla doktorun üstüne atildi.

Her zaman en beklenmeyeni beklemeyi ilke edinmis olan Habis Yozyürek'in bile, bu ani saldiri karsisinda yapabilecegi pek bir sey yoktu. Yasli kadin onun beyaz gömleginin etegini yakalayip özen gerektiren bir is yaparcasina dilini hafifçe disari çikararak beyaz kumastan sigara paketi büyüklügünde düzgün bir dikdörtgen kesmeye giristi. Kahramanimiz solugunu tutup kesilenin sadece gömlegi olduguna sükrederek bakakaldi.

Hizini alamayan kadincagiz, masanin üstündeki dosyalara ve kagitlara, sehpadaki dergilere ve penceredeki perdeye de küçük düzgün dikdörtgen delikler açti. Hastasinin makasi kullanmakta gösterdigi ustaligi saskinlik ve begeniyle izleyen Habis, çok deger verdigi Pirelli takvimi de delik desik olmadan önce duruma müdahale etti.

Asistani Haldun'un yardimiyla deli gömlegini giydirmeyi basardigi zavalli kadin "Kuponlarimi istiyorum!" diye yirtiniyordu. "Gazeteyi her gün çifter çifter aliyordum... Hem Italyan tabak takimina, hem de Alman biçak setine sahip olacaktim!.. Kuponlarimdan yedi tanesi kayip... Sanki yer yarildi, içine girdi lanet olasi seyler!.." Bir an sustu, sonra parmagini sallayarak gizemli bir sesle ekledi. "Ama ben isin aslini biliyorum: Gelinim çaldi onlari!.. Geçen gün bize geldiginde tuvalette çok uzun kalmisti. Kuponcuklarimi naylona sarip sifonun içinde sakladigimi kesfetmis olmali!.. Evet, mutlaka Süheyla kaltagi yapti bunu!.."

Dr. Habis Yozyürek yakinlarindan birinin gelip onu almasi için hastanin evine telefon telefon ederken yasli kadini sakinlestirmeye çalisan Haldun, "Yanilmiyorsam bu, bu hafta karsilastigimiz sekizinci kupon olayi Doktor," diyerek durum degerlendirmesi yapti.
"Dokuz!" diye düzeltti Habis. "Kuyrukta dört saat bekledikten sonra ansizin 'Siz benim kim oldugumu biliyor musunuz?" diye bagirarak önündeki kisileri tekmelemeye baslayan emekli pasamizi unutma!.. Davranisinin normal olmadigindan kuskulanip ta Marmaris'lerden buraya gelerek benim uzmanligima basvurmustu hani..."
"Onun konumuzla bir ilgisi yok ki!.. Kuyruklarda sinirler her zaman biraz gergin olur."
"Senin dünyadan haberin yok!.. Sözkonusu kuyrugun ne kuyrugu oldugunu bile bilmiyorsun. Pasamiz sinirleri bozuldugu sirada gazete bürosunun önünde kupon karsiligi dagitilacak televizyonlar için verilen kartlardan birini alabilmek için sirada bekliyormus."
"Bunu bilmiyordum Patron... Ama bana sorarsaniz bu iste gazetelerin suçu yok... Insanlar çok hirsli! Daha kart dagitilirken birbirlerini tekmelerlerse, televizyonlarin verilecegi o büyük gün geldiginde, belki de yine bir gazeteden kupon karsiligi aldiklari asla körelmeyen biçaklarla birbirlerinin bogazini keserler. "
"Kesecegim o silligi!" diye bagirdi yasli kadin. "Hem de kör testereyle... Çünkü artik o güzelim biçaklara asla sahip olamayacagim!"
Zavallicigi zaptedebilmek için üstüne oturmak zorunda kalan Haldun, "Kupon kesmek gibi bir merakim olmadigi için çok talihliyim," diye mirildandi.
"Bence talihli degil, sadece salaksin," dedi Habis. "Sen ve senin gibiler disinda herkes bu isten kazançli çikiyor. Gazeteler kazançli; çünkü verdikleri her esyanin bedeli onlara yükselen tirajlar, artan reklam gelirleri, iki ayda bir yaptiklari zamlar, aldiklari tesvikler ve krediler biçiminde fazlasiyla geri dönüyor. Kupon kesenler de kazançli; çünkü bedava esya sahibi oluyorlar."
"Seninle tartismak haddim degil Patron. Yine de bana sorarsan, bedava oldugu söylenen seyler çogu zaman insana pahaliya patliyor."
"Haklisin. Benimle tartismak haddin degil... Sana su kadarini söyleyeyim: Bedava verilen o güzelim armaganlarin faturasi senin gibi gazete aldiklari halde kuponlarini kesmeyen okurlara çikiyor."
"Ama bizim kupon kesmememizin çok geçerli bir nedeni var."
"Var tabii: Salaklik!.."
"Hayir!.." dedi Haldun gururlu ve acili bir sesle. Eline saplanan takma disleri yine yasli kadinin agzina yerlestirdi. "Biz armagan kazanmak için degil, düsünsel ufuklarimizi genisletmek, ülkemizin ve dünyamizin gerçeklerini izleyebilmek için gazete aliyoruz!.."
"Tamam iste, salaksiniz!... Bütün o gerçekleri, gazete kuponlari karsiliginda bedava sahip olacaginiz televizyonlarda canli ve renkli olarak izleyebileceginizi düsünemiyorsunuz."
"Sahiden de bu hiç aklima gelmemisti Patron!.." dedi Haldun, hakliligina olan inancini ansizin yitirerek. "Nedense seninle konusurken gerçekten salak oldugum kuskusuna kapiliyorum... Daha iki dakika önce, toplumu pençesine alan bu kupon çilginliginin tek yararinin senin müsterilerini çogaltip kazancini artirmak olduguna yemin edebilirdim. Ama simdi yine kafam karisti."
O sirada genç bir kadin "Annem nerede?" diyerek telasla odaya daldi.
"Onun kizi misiniz?" diye sordu Habis, kötü bir önseziyle.
"Hayir, geliniyim!.." dedi genç kadin. "Zavalliciga neler oldu böyle?" Kaynanasinin üstünde oturmayi sürdüren Haldun'u öfkeyle itip yere yuvarladiktan sonra, deli gömlegini çözmeye giristi.
"Adiniz Süheyla'ysa bunu yapmayin!" diyerek onu uyarmaya çalisti Habis ama, is isten geçmisti. Yasli kadin serbest kalir kalmaz yerden kaptigi makasla "Kuponlarimi ver zilli!" diye bagirarak gelininin üstüne saldirdi.
Haldun, acimasiz bir cinayete tanik olmamak için gözlerini yumdu ama, neyse ki çaga ayak uyduran herkes gibi Süheyla da makasini yanindan asla ayirmiyordu. Sivri aleti çantasindan çektigi gibi "Sikiysa gel de al bakalim!" diyerek gardini aldi. "Iki ay önce bize geldiginde yürüttügün kuponlar yüzünden ben de o canim dantel takimini kaçirmistim."
Makaslar kiliç gibi sakirdarken 155'i arayan Habis, polisin gelmesinin epey uzun sürecegini ögrendi. Kentin birçok yerinde patlak veren kupon kavgalari yüzünden bütün ekipler mesguldü. Ayrica zaten gelin kaynana kolay kolay yenisecek gibi görünmüyorlardi. Zamanini bosa harcamaktan nefret eden doktorumuz, bu arada içeri yeni bir hasta gönderilmesini istedi.

Gelen kisi, taninmis bir köseyazariydi. Yazdiklarini kimsenin okumadigini, bu yüzden de kendini yararsiz ve degersiz hissettigini söylüyordu. Artik insanlarin gazeteleri sirf kuponlar için aldigi kuskusuna kapilmisti.
"Bu tamamen kuruntu," diyerek onu yatistirmaya çalisti Habis. "Böyle yersiz bir kaniya nerden vardiniz?"
"Böyle düsünen sirf ben degilim," dedi adamcagiz. "Bizim gazeteye yillarini vermis olan bir muhabir arkadasim bunalima girip ansizin meslegi birakti. Bir baskasi ise..." Odanin bir ucundan öbürüne gidip gelerek birbirlerini paralamaya çalisan iki kadini ilk kez farkedip duraladi. "Kim bunlar?" diye sordu. "Niye kavga ediyorlar?.."
Yangina körükle gitmemek için, hastasina gerçegi söylemekten kaçindi doktorumuz. "Onlara aldirmayin," demekle yetindi. "Ikisi de çok hasta insanlar."
"Ben de çok hastayim," diye inledi ünlü gazeteci. "Lütfen bana yardim edin Doktor!.." "Abartiyorsunuz Üstadim... Bir seyiniz yok!.. "
"Var!.. Gerçekten kötüyüm. Sanrilar görüyorum. Örnegin penceredeki perdede ve hatta gömleginizde bile kupon biçiminde delikler varmis gibi geliyor bana." Derin üzüntülere gömülüp bir an sustu. "Artik ben bir hiçim," diye yakindi sonra. "Yerli bir mutfak robotu ya da Hongkong'da yapilmis bir hesap makinesi kadar bile degerim kalmadi!.."
"Çikarin bu çocukça düsünceleri kafanizdan," dedi Habis. "Hepimiz arada bir benzer kaygilar duyariz. Ben bile bazen isimi iyi yapamadigimi, hastalarima gerektigi gibi yardimci olamadigimi düsünürüm... Hatta kimi zaman sahte bir hekim, bir sarlatan oldugumdan bile kuskulanirim. Ama siz farklisiniz. Bu tür kuruntulara kapilmaniz için hiçbir neden yok... Siz yazdiklarinizla hepimize isik tutuyor, yol gösteriyor, düsünce ufuklarimizi genisletiyor, gerçekleri daha iyi kavramamamizi sagliyorsunuz."
"O zaman söyleyin bakalim," diye meydan okudu emektar gazeteci. "Ben hangi gazetede yaziyorum?"
"Tabii ki o harika bisikleti veren gazetede!" diye atildi bos bulunan doktorumuz. "Yazilariniz da, kuponlarin oldugu sayfanin sol üst kösesinde çikiyor!.."
Derin bir bunalimin esigindeki ünlü köseyazarinin omuzlari büsbütün çöktü. Kavga eden kadinlara umursamazca bir kez daha baktiktan sonra, tüm dünyaya ilgisini yitirmis gibi bir yüzle çikip gitti.
Dr. Habis Yozyürek iste en çok böyle anlarda bir sarlatan gibi hissediyordu kendini!

Ama daha sonra; her bakimdan akli basinda, dengeli ve sorumluluk sahibi gibi görünen, ama kafalarini kupon kesmekle bozmus, üstelik bunu dünyanin en ciddi isiymis gibi gören ve bu ugurda inanilmayacak seyler yapan son derece hasta insanlarin dertlerine çare aramakla geçirdigi saatlerin ardindan nihayet ortalik yatisip odasinda yalniz kalabildiginde, bu saçma düsünceyi kafasindan atmayi basarmisti.

Masasinin orta çekmecesinin kilidini açti. Makas düellosu sirasinda punduna getirip yasli kadinin körüklü çantasindan asirdigi kuponlari kendininkilere katti. Kaçirdigi bütün kuponlari talihin yardimiyla tamamlayabilmenin mutlulugu içinde, çekmeceyi yine dikkatle kilitledi. Tabaklar çanaklar umurunda bile degildi. Ne alacagina çoktan karar vermisti. Çok uzak sayilmayacak bir gelecekte, yirmi dört vitesli harika bir bisiklete sahip olacakti. Belki o bisiklete binip buralardan giderdi.

(Varlýk Yayýnlarý, 1997, s. 155-159)



    diğerleri:

·  Vidalar
·  Aynalar